Merhabalar ^_^
Blogumu 2012
yılında okuduğum kitapları, izlediğim filmleri, takip ettiğim dizileri ve
gezdiğim yerleri paylaşmak için açmıştım. Ama bu güne kadar o kadar çok
aksattım ki artık nasıl blog yazılır onu bile bilmiyorum. Hoş başladığımda da
bildiğim söylenemez. O kadar amatörce yazılar yayınlamışım ki görünce gülme
krizine giriyorum. :D
Neyse işte fark
ettim ki bu amaçla açtığım blogcumda sadece birkaç kitap ve dizi yorumu
paylaşmışım. Bu yüzden de haftalık kitap yorumlarımı paylaşacağım. Her
pazartesi instagramda o haftanın planlanan kitaplarını paylaşacağım. Hafta sonu
da kaçını okuyabilmişim, beğenmiş miyim beğenmemiş miyim onları irdeleyeceğim.
(Geçen hafta planladığım giriş bu şekildeydi ama ben hafta sonu
yayınlamam gereken bu yazıyı pazartesi yayınlayabiliyorum. Benim sıradan
aksatmalarım işte hoş görün :))
Ee hadi bakalım
Bu haftanın instagram paylaşımıyla başlayalım :)
Okuma hedefim 6 kitaptı bu hafta için.
-Hayalet Şövalye
-Eskort
-Şeytan'ın Stajyeri
-Dönüşüm
-Gölün Cadısı
-Mavi Elyazması
Ne yazık ki sadece ilk 3 kitabı
okuyabildim. Çarşamba gününe kadar mükemmel bir hızla okurken perşembe günü ara
verdim hiç okumadım. Cuma günü ve hafta sonu da biraz işim çıkınca Dönüşüm'e
başlamış olsam da henüz bitmedi.
Hayalet Şövalye Epsilon yayınlarından
çıkmış. Yazarı Cornelia Funke. 208 sayfalık çıtır çerez bir kitap. Az da olsa
çocuk diyebileceğimiz kesime hitap ediyor. Ama ben çocuk kitapları okumayı da
sevdiğim için çok keyif alarak okudum.

Kendimi kaptırıp anlatırsam okumanıza
gerek kalmayacak o yüzden burada duruyorum. Arka kapakta da hemen hemen buraya
kadar yazıyor zaten. Bence eğer çocuk ve ilk gençlik diye sınıflandırılan
kitapları seviyorsanız çok keyif alacağınız bir kitap olacaktır. Okuyun tavsiye
ederim. ^_^

Üniversite öğrencisi olan Amber
teyzesiyle yaşıyor. Annesi sevgilisiyle kaçınca cimri ve bencil teyzesiyle baş başa
kalmış. Küçük ve soğuk odasından ve buz gibi suyla aldığı duşlardan kurtulmak
için Amber'ın tek umudu çalışıp çabalayıp üniversiteye girmektir. Başarılı bir
öğrenci olan Amber New York üniversitesine girebilmiştir. Teyzesi ile yaptığı
kavga sonucu kendini parasız bir halde sokakta bulur. Birkaç hafta önce tanıştığı
ve kendisine ne olduğunu söylemediği bir iş teklif eden Audrey'in numarasını
tuşlayıverir. Kadının teklif ettiği iş eskortluktur. İlk başta çekinir ve
gitmek ister ama Audrey ona fahişelik değil de eskortluk yapacağını net bir
şekilde söyleyince, iş kurallarını anlatınca ve Amber'ın pek de seçeneği olmayınca
işi kabul eder. Sonra işte Max'le tanışır ve Audrey'in ilk kuralını ihlal eder.
Buradan sonra kitabı okumadıysanız lütfen
Şeytan'ın Stajyeri'ni anlattığım bölüme atlayın çünkü spoiler yemenizi istemem
:)
Ben kitabı beğendim. Keyifli ve
akıcıydı. Audrey'in Amber'a yaklaşımı ve savunması çok hoştu bence. Miley'den
şüpheliyim yani bilmiyorum bana çok güven vermiyor. Miller da tabi ki her 2.
adam gibi çok tatlı :)
Beni rahtsız eden tek nokta Amber ve Max
arasındaki yaş farkıydı. Bilmiyorum zaten Max'da çoğu zaman onun çocuk olduğunu
düşünüp rahatsız oluyordu. (tabi işi pişirdikten sonra fark etmesi de ayrı bir mesele
:D )
Kitabın devamını merak ediyorum çünkü yan
karakterlerin hikâyeleri çok sağlam olacakmış gibi geliyor. Özellikle Audrey'in
ve Maurizo'nun hikâyesini merak ediyorum. Bakalım kitabı alabilirsem göreceğiz
:)
Haftanın biten son kitabı da Şeytan'ın
Stajyeri'ydi. Bu kitabı da herkes çoktan okudu bitirdi. Amaaann canım geç olsun
güç olmasın değil mi ama :P
Şeytan'ın Stajyeri de çok keyifli bir kitaptı.
Sürekli bir koşuşturmaca, sürekli bir aksiyon, bolca merak çok tatlıydı bence.
Bu da bir serinin ilk kitabıydı. Asıl olayın sadece girişiymiş gibi geldi bana.

Yine buradan sonra spoiler var :)
Aslında çok da bir planı olduğu
söylenemez bence. Cehennemden çıktıktan sonra çok fazla bocalıyor ve olaylar
gelişine oluyor sanki. Bence Septimus Mitchell'e "hadi hevesini al da
işimize bakalım" demişti bu kitapta. Devamında Septimus'un planını
göreceğimizi umuyorum. Hala kitabı almadım ama merak ediyorum. Ayrıca Elinor'a
ve Alfarin'e hayran kaldığımı da eklemeliyim. Kitabın en güçlü karakterleriydi bana
göre.
Bence zaman yolculuğu olayını en iyi
anlatan yapımlardan biriydi. Bol bol paradoks olması çok etkileyiciydi. Zeki
bir elden çıkmış bir yapım olduğu belli. Ama ben Mitchell'in neden öldüğü
olayına takıldım. Yani onun ölümü kitabın en büyük halkasını oluşturuyor. Peki,
ölmeseydi ya da o şekilde ölmeseydi? Bilemiyorum ben bu paradoksun nasıl
başladığını merak ediyorum. Asıl halka çok yüzeysel geçilmiş gibi geldi. Diğer
kitaplarda(çünkü 2. kitap yayınlandı ama yayınlanmayan bir kitap daha var
sanırım) işlenir mi? Sanmıyorum bu olay böyle kapatıldı sanki ama bilemiyorum
tabi.
Bir de cehennem'in neden koskoca
bir ofis gibi işlendiğini merak ediyorum. Ve tabi Cehennem'e gidenler ve
Cennet'e gidenlerin nasıl belirlendiğini. Çünkü ortada kardeşlerini kurtarmak
pahasına yanarak can vermiş bir karakter var, Elinor. Neden cehennemde? Bu sorular da sanıyorum ki devam
kitaplarında cevaplanmış. Bakalım eğer devamını alıp okuyabilirsem yine
paylaşırım düşüncelerimi ama kesinlikle tek kitap olsa da olur diyemeyeceğim
bir kitap.
Böyle kocama bir yorum yazısı. Eğer
buraya kadar gelebildiyseniz gerçekten çok sabırlısınız demektir :D
Bu
kitapları veya en az birini okuduysanız lütfen benimle düşüncelerinizi
paylaşın da azıcık dedikodu yapalım haklarında. Daha önce de dediğim gibi
Şeytan'ın Stajyeri'nın veya Eskort'un devam kitaplarını hediye etmek isterseniz
asla hayır demem :P
Blogum ve yazı üslubum hakkında yorum ve
eleştirileriniz olursa da lütfen iletişime geçin. Çünkü kendimi başarılı
bulmuyorum ve geliştirmek istiyorum.
Böyle işte :)
Önümüzdeki hafta sonu yine haftalık
kitap yorumlarımı girmeyi planlıyorum.
Okul açılana kadar buralardayım. Tabi
instagram ve twitterda da dolanıyorum bol bol.
Hadi bakalım o zaman tekrar görüşürüz
^_^