Tüm dualarınızın kabul olmuş olması dileğiyle:)
16 Ağustos 2012 Perşembe
14 Ağustos 2012 Salı
Beraber Yazdık:Eskiden Şizofrendim. Şimdi İkimizde İyiyiz…
Efendim Özlem Bzyr bir akım başlattı. Nasıl mı hemen anlatayım. Şimdi düşünmüş taşınmış. Demiş ki Bir Elin Nesi Var İki Elin Sesi Var. Yani kısaca hep beraber bir hikaye çıkardık ortaya.
Kim kim var:
Kim kim var:
Çok sevimli bir hikaye çıktı ve biz de çok eğlendik. Kendi adıma konuşayım(biliyorum ki çoğumuz bu durumdaydı) her paragrafı merakla bekledim. Bir kaç gün bakmayınca da hemen bitiverdi:) işte bizim nacizane hikayemiz^.^:
Ama mutlulukta, iki ucu açık bir bıçak gibi. Ne tarafını çevirirsem çevireyim hep kanatıyordu beni. Ortasından tutmam lazımdı illa ki. Doktorla iyi bir ikili oluşturmuştuk. Bazen sorduğu sorulara cevap vermeme bile gerek kalmadan '' evet senin başına şu iş gelmiş diyordu'' bunca yıllık yaşantımda o kadar aile ve dostum var iken beni anlayanın 7 yıllık bir üniversite okuyan doktor olması garipti... Ne yani ''birinin beni anlaması için bu kadar çok mu okuması gerekiyor? '' dedim içimden. Bu düşünceler içerisinde pencereye doğru yürüdüm. Bankta daha önce görmediğim bir bayan oturuyordu. Bebek arabasından ağlayan bebeği aldı. Öyle bir sarılışı vardı ki. Sustu bebek. Artık ağlaması bitmiş, gülüyordu. Sıcak ve içten bir dokunuş insana neler hissettirir hiç bilmiyordum. Evet çevrem de onca insan vardı ama hiçbiri kalbime dokunamadı. Bu düşünceler içerisinde güler yüzlü doktorum odama girdi.
"Neden bana öyle bakıyorsun?" dedi.
"Sıcak bir gülümseme ne kadar zor olabilir onu düşünüyordum." dedim, gülümseyerek..
Birinin beni anlaması için çok okuması değil, içten olması, şu kalbime ufak bir dokunuşu yeterdi. Ama kimse beni anlamıyordu. "insanlar neden böyle" dedim doktoruma. Nasıl bu kadar kötü olabilirler. Oysa kalbime "O" dokunmuştu sadece. Önce O başlattı her şeyi. Ben O'nun yüzünden bu haldeyim. Sonra diğerleri, diğerleri, diğerleri...
____O____
Evde bulunduğum zaman hayatım daha çok kitaplığımda
geçer. Hiçbir düzene uymadan, hiçbir amaç gütmeden bir bu kitabı, bir şu kitabı
karıştırırım. Okuduğum kitapları tekrar göz atar altını çizdiğim cümleleri
tekrar tekrar okurum. Okurken bana hissettirdikleri aklıma geldikçe de
duygulanırım. Bir kaç kitabın özel yerleri vardır raflarda. Üzerine toz
konmasını, sayfalarının kırılmasını istemem. Kimseye de vermem okuyup geri
vermeleri için. Çünkü herkes benim o kitaplara değer verdiğim kadar değer
veremez onlara. Günlük tutmama sebep
olan Reşat Nuri Güntekin'in Çalıkuşu kitabı bunlardan bir tanesidir.
Geçenlerde okuduğum bir romanın fazlasıyla etkisinde
kalmıştım,
Krem renkli koltuğun önündeki ahşap sehpada televizyon yayın akışını gösteren günü geçmiş gazete ekleri vardı, depresyona girmiş birinin televizyonda zap yapmasını kolaylaştırmaya yönelik önemli dokümanlardı ve birde barut kokusu metaline işlemiş siyah renkte patlamaya hazır babadan kalma bir altı patlar. Silahı elime almamı söyledi son derece ciddiydi,
-Bana doğru doğrult dedi,
normal bir insanın bana doğru doğrultma ricasının tam tersi, silahla kendini kastederek
-İkimizde hazırız dedi ,
-Sadece tetiği çekeceksin,
Hiç ikileme düşmedim ve tetiği çektim. Karşımdaki ayna tuz buz olmuştu, şizofren olduğumu hala kabullenemiyordum, neyse ki diğer kişiliğim silahı kafama dayamamı istemiyordu!
Krem renkli koltuğun önündeki ahşap sehpada televizyon yayın akışını gösteren günü geçmiş gazete ekleri vardı, depresyona girmiş birinin televizyonda zap yapmasını kolaylaştırmaya yönelik önemli dokümanlardı ve birde barut kokusu metaline işlemiş siyah renkte patlamaya hazır babadan kalma bir altı patlar. Silahı elime almamı söyledi son derece ciddiydi,
-Bana doğru doğrult dedi,
normal bir insanın bana doğru doğrultma ricasının tam tersi, silahla kendini kastederek
-İkimizde hazırız dedi ,
-Sadece tetiği çekeceksin,
Hiç ikileme düşmedim ve tetiği çektim. Karşımdaki ayna tuz buz olmuştu, şizofren olduğumu hala kabullenemiyordum, neyse ki diğer kişiliğim silahı kafama dayamamı istemiyordu!
Okuduğum psikolojik romanlar fazlasıyla etkileyip
değiştiriyordu beni. Aslında bu tip
kitapları okumam doktorum tarafından yasaklanmıştı. Tabi onu diğer kişiliğimin
etkisinde kalıp öldürmeden önce... O zamanlar daha 18 yaşında normal bir genç
kızdım. Günlüğümü yazar yeni hikâyeler de eklerdim defterime. Ama o kitabı
okuduğum gün kendimi balkon demirinden sarkmış halde buldum. Apar topar
psikiyatri servisine yatırdı amcam beni. Tabi bir de başından atmak için bahane
bulmuştu böylece. Doktorum zayıf neşeli bir hanımdı onun neşesi bana da
bulaşmıştı bir süre sonra. Nedensiz yere mutlu olmaya başlamıştım onun
sayesinde.
Ama mutlulukta, iki ucu açık bir bıçak gibi. Ne tarafını çevirirsem çevireyim hep kanatıyordu beni. Ortasından tutmam lazımdı illa ki. Doktorla iyi bir ikili oluşturmuştuk. Bazen sorduğu sorulara cevap vermeme bile gerek kalmadan '' evet senin başına şu iş gelmiş diyordu'' bunca yıllık yaşantımda o kadar aile ve dostum var iken beni anlayanın 7 yıllık bir üniversite okuyan doktor olması garipti... Ne yani ''birinin beni anlaması için bu kadar çok mu okuması gerekiyor? '' dedim içimden. Bu düşünceler içerisinde pencereye doğru yürüdüm. Bankta daha önce görmediğim bir bayan oturuyordu. Bebek arabasından ağlayan bebeği aldı. Öyle bir sarılışı vardı ki. Sustu bebek. Artık ağlaması bitmiş, gülüyordu. Sıcak ve içten bir dokunuş insana neler hissettirir hiç bilmiyordum. Evet çevrem de onca insan vardı ama hiçbiri kalbime dokunamadı. Bu düşünceler içerisinde güler yüzlü doktorum odama girdi.
"Neden bana öyle bakıyorsun?" dedi.
"Sıcak bir gülümseme ne kadar zor olabilir onu düşünüyordum." dedim, gülümseyerek..
Birinin beni anlaması için çok okuması değil, içten olması, şu kalbime ufak bir dokunuşu yeterdi. Ama kimse beni anlamıyordu. "insanlar neden böyle" dedim doktoruma. Nasıl bu kadar kötü olabilirler. Oysa kalbime "O" dokunmuştu sadece. Önce O başlattı her şeyi. Ben O'nun yüzünden bu haldeyim. Sonra diğerleri, diğerleri, diğerleri...
Ne zaman gidecek kafamın içindeki ben. "Aldırma, geçti, bitti her
şey" diyorum kendime.. Olmuyor O sesi Oradaki beni öldüremiyorum.
"Hayır hayır en iyisi gitmek buralardan, kendimi bulamayacağım yerlere
gitmek istiyorum" Ne olur kurtar beni? Kendimi saklayabilir misin? Beni
benden alabilir misin? diye ağlamaya başladım.
Nedensizce onun o sıcacık gülümsemesine güvenmiştim, sadece. Doktorumda yardım edemeyecekti bana. Beni benden kurtarmamın tek sebebini, biliyordum bilmesine de, kendime de güvenemiyordum işte. İnsanoğlu böyle yaratılmıştı çünkü her zaman içinde bir şüphe vardı. Şüphe de güvensizliği doğururdu elbet. Zaten ben de kendime güvenmeyerek bu hale gelmemiş miydim?
Eğer, yalnızlığımla barışabilseydim, tek başıma üstesinden gelebileceğime inansaydım her şeyin, içimde bir ben daha yaratmazdım. Ama şimdi bunları düşünmenin vakti değildi, şimdi gerçekten karar vermenin vaktiydi: "Beni benden kurtarmayı, gerçekten istiyor muyum?"
Nedensizce onun o sıcacık gülümsemesine güvenmiştim, sadece. Doktorumda yardım edemeyecekti bana. Beni benden kurtarmamın tek sebebini, biliyordum bilmesine de, kendime de güvenemiyordum işte. İnsanoğlu böyle yaratılmıştı çünkü her zaman içinde bir şüphe vardı. Şüphe de güvensizliği doğururdu elbet. Zaten ben de kendime güvenmeyerek bu hale gelmemiş miydim?
Eğer, yalnızlığımla barışabilseydim, tek başıma üstesinden gelebileceğime inansaydım her şeyin, içimde bir ben daha yaratmazdım. Ama şimdi bunları düşünmenin vakti değildi, şimdi gerçekten karar vermenin vaktiydi: "Beni benden kurtarmayı, gerçekten istiyor muyum?"
Ayağa kalktım birden, bacaklarım beni aynanın
karşısına götürdü. Korkuyordum. Baktığımda kendimi değil, ruhu çekilmiş bir et
parçası görecektim belki de. Derin bir nefes aldım, yavaşça başımı kaldırıp,
aynada kendimle göz göze geldim.
Bir damla yaş süzüldü yanaklarımdan.
'İstiyor musun?' dedim gözyaşlarıma engel olmaya çalışarak.
'İstiyor musun söyle!'
Doktorum girdi o an içeri, yine ben hiç bir şey söylemeden anlamıştı ne yapmak istediğimi.
'Ne söyledin peki kendine?'
Bir şey söylemeden sadece gülümsedim ve yine o milyonlarca kez olduğu gibi bir kez daha anladı beni.
'İşte şimdi her şey daha kolay olacak, bu tedavide en önemli nokta senin kendinle yüzleşebilmendi ve sen bunu yaptın.' dedi ve çıktı odadan...
Tuhaf hissediyordum, kapkaranlık olmuş kalbime 'istiyorum' kelimesi bir mum ışığı olmuştu. Hem ısıtıyor, hem aydınlatıyordu.
Perdeyi aralayıp dışarı baktım.
Bir simitçi satamadığı simitlerden birini hızlı lokmalarla çiğneyip, stresli stresli etrafı izliyordu.
Bir çocuk annesinin uzun eteğini çekiştirip ters istikamete gitmeye çalışıyordu.
Tam o an bir kadının topuğu arnavut kaldırımına sıkıştı.
Yirmilerinde bir çocuk yanından geçen kızın bacaklarını hayran hayran izliyordu.
Dışarıda bir hayat sahneliyordu ve ben sahnede olmalıydım...
Bir damla yaş süzüldü yanaklarımdan.
'İstiyor musun?' dedim gözyaşlarıma engel olmaya çalışarak.
'İstiyor musun söyle!'
Doktorum girdi o an içeri, yine ben hiç bir şey söylemeden anlamıştı ne yapmak istediğimi.
'Ne söyledin peki kendine?'
Bir şey söylemeden sadece gülümsedim ve yine o milyonlarca kez olduğu gibi bir kez daha anladı beni.
'İşte şimdi her şey daha kolay olacak, bu tedavide en önemli nokta senin kendinle yüzleşebilmendi ve sen bunu yaptın.' dedi ve çıktı odadan...
Tuhaf hissediyordum, kapkaranlık olmuş kalbime 'istiyorum' kelimesi bir mum ışığı olmuştu. Hem ısıtıyor, hem aydınlatıyordu.
Perdeyi aralayıp dışarı baktım.
Bir simitçi satamadığı simitlerden birini hızlı lokmalarla çiğneyip, stresli stresli etrafı izliyordu.
Bir çocuk annesinin uzun eteğini çekiştirip ters istikamete gitmeye çalışıyordu.
Tam o an bir kadının topuğu arnavut kaldırımına sıkıştı.
Yirmilerinde bir çocuk yanından geçen kızın bacaklarını hayran hayran izliyordu.
Dışarıda bir hayat sahneliyordu ve ben sahnede olmalıydım...
13 Ağustos 2012 Pazartesi
Miiiim!: Kötü Hissedince...
Yeni bir mimle karşınızdayııım.:) yine bu mimi bana Hoi Hoi unnim paslamış. Ben de dedim ki unnim yollamış ben yazmam mı?:). Tamam biliyorum sadece mim geldiğinde yazı yayılıyorum. Ama mimler hemencecik bitiyor. Aslında yazı yazmak için çok fazla malzemem var ama elim gitmiyor bir türlü. Kusura bakmayın nolur:(
Şimdi gelelim mimimizin(O_o) konusuna: Adından da anlaşılacağı üzere kötü hissedince ne yaptığımızı sormuşlar. Eee bu durumda bize de cevaplamak düşer:
Aslıda çok basit beni üzen şeyi unutmaya çalışırım. Bu durumda da ne unutmamı sağlarsa onu yaparım:(yani bu listeyi tek tek uygularım :D)
"Uçurtma Avcısı"ndaki bir söz geldi aklıma şimdi :
Çocukların dehşetle baş etme yöntemi budur: uyuyakalmak...
İşte ben de böyle yapıyorum kötü hissedince peki sen ne yapıyorsun...
mavi?
tembel agasshi?
Şimdi gelelim mimimizin(O_o) konusuna: Adından da anlaşılacağı üzere kötü hissedince ne yaptığımızı sormuşlar. Eee bu durumda bize de cevaplamak düşer:
- müzik dinlerim
- kitap okurum
- dizi-film izlerim
- ders çalışırım
- internette takılırım
"Uçurtma Avcısı"ndaki bir söz geldi aklıma şimdi :
Çocukların dehşetle baş etme yöntemi budur: uyuyakalmak...
İşte ben de böyle yapıyorum kötü hissedince peki sen ne yapıyorsun...
mavi?
tembel agasshi?
7 Ağustos 2012 Salı
KIZÇOCUĞU
kapıları birer birer.
Gözünüze görünemem
göze görünmez ölüler.
Gözünüze görünemem
göze görünmez ölüler.
Hiroşima'da öleli
oluyor bir on yıl kadar.
Yedi yaşında bir kızım,
büyümez ölü çocuklar.
Saçlarım tutuştu önce,
gözlerim yandı kavruldu.
Bir avuç kül oluverdim,
külüm havaya savruldu.
Benim sizden kendim için
hiçbir şey istediğim yok.
Şeker bile yiyemez ki
kâat gibi yanan çocuk.
Çalıyorum kapınızı,
teyze, amca, bir imza ver.
Çocuklar öldürülmesin
şeker de yiyebilsinler.
[1956]
Çocuklar öldürülmesin
şeker de yiyebilsinler.
[1956]
Nazım Hikmet Ran
Başka söze gerek var mı? Ne yazık ki var. İnsanlığa sığmayacak bu tutum hala sürdürülüyor malesef. Ha bu öyle koskoca bir şehri ve üzerindeki insanları eriterek değil de başka şekilde yapılıyorsa daha mı masum sayılır? Tabi ki de hayır!! Ben artık insanların bu tip katliamlara maruz kalmasını istemiyorum!!(şunu da biliyorum bu herkesin ortak dileği aynı zamanda). Ama Mehmet Akif bizi en başta uyarmamışmıydı zaten.Medeniyetin içine doğru yol aldıkça tüm insanlık olarak canavarlaşıyoruz, açgözlüleşiyoruz. Bunun cezasını da malesef küçücük bebeklere dahi çektiriyorlar. Adına da "savaş" diyorlar...
Çocukları Küçük Kurşunlarla Mı Vurular Anne
büyümek istemiyorum anne
hedef seçmektense hedef olmayı kursunlara
vurmaktansa vurulmayi seçiyorum .
doğdum ve irkildim büyüklügü karşısında dünyanın
gördüm ve şaşırdım açgözlülüğüne insanların.
İnsan insanın düşmanı mıdır?
kim kırar gönülleri, korkmaz mı ve bilmez mi insan bir gönül kıran onmayacaktır
ve vurduğu silah er geç dönecektir kendine
ve insan vurdugu kadar vurulur bilmez mi?
nedameti olmayana merhamet değil lanet edilir ancak
Çocukları anne küçük kurşunlarla mı vururlar
oysa çocuk merhamet demektir biraz
İnanmaktır bir uçurtmanın değerli olduğuna bir füzeden.
bütün bilyalarımı versem, resimlerimi, topacımı
yetmez mi anne yok etmeye yeryüzünden bütün silahları
bütün oyunlarda ebe olmaya razıyım yeter ki bölmesin bir bomba rüyalarımı.
madem savaş en çok bir çocuğun annesiz ya da babasız olması demektir,
ebelenmek ve bir daha oyuna girememektir madem
yakıyorum tahta atımı ve tabancamı.
oyunlarda ne askerim bundan sonra ne de pilot
söz, kullanmayacağım bundan sonra sapanımı.
sığınaklara gitmek istemiyorum anne.
oynamak istemiyorum sonunda ‘elma dersem çık’ olmayan hiçbir saklambacı.
Çocukları küçük kursunlarla mı vururlar anne
akar mı onların da kanları?
Muhammed Varol Öztürk
3 Ağustos 2012 Cuma
Mim:Acayip Mi Acayip Sorular
Evet efenim 2. mimimle karşınızdayım. Bu mim için unnime çok teşekkür ediyorum^.^ . Unnim kendi yazısında soruları misafir gibi göstermiş ve çok da hoş olmuş. Bana ve diğer arkadaşlara da o şeklde yollamış mimi ben de bunu bozmak istemedim anlayacağınız üzere:) O yüzden girişi bu şekilde yaptım:)
Neyse gelelim bu birbirinden tuhaf sorulara (sorularımız 'Allah kimseye göstertmesin' dedirtecek kıvamdadır efenim:D)
1)Çaresi bulunmayan bir hastalığa
yakalandınız ve bunun sonucunda yaklaşık 1 yıllık ömrünüzün kaldığını
öğrendiniz . Kalan 1 yılınızda ne yapardınız ?(Allah korusun!)
Bir çaresi bulunuuuur elbet yarın,Yeniden yaşamanııııın
Bir çaresi bulunur elbet canıııııım,Bi uyuyup uyanalııııııım. derdim uyurdum. Eğer hala bir çare yoksa... Ahhh çok telaşlanırdım ama yaaa! Çünkü yapmak istediğim o kadar çok şey var kiiii! Ama neyse o zaman yapmak istediklerimi küçük kağıtlara yazardım içinden bir tane seçerdim. onu yapınca da başka bir tane seçerdim. Ama bu kağıtlara ne yazardım? :
*Bir tosbağa alıp onunla gezebildiğim kadar gezmek(ki bunu yapmaktan diğerlerine sıra gelmezdi tüh!)Bir çaresi bulunur elbet canıııııım,Bi uyuyup uyanalııııııım. derdim uyurdum. Eğer hala bir çare yoksa... Ahhh çok telaşlanırdım ama yaaa! Çünkü yapmak istediğim o kadar çok şey var kiiii! Ama neyse o zaman yapmak istediklerimi küçük kağıtlara yazardım içinden bir tane seçerdim. onu yapınca da başka bir tane seçerdim. Ama bu kağıtlara ne yazardım? :
*Birsürü uçan balon alıp hepiciğini havaya gönderip 'bir seneye bende geliyorum.' diye bağırmak.
*Şu patlaklı naylonlar varya işte onlardan alıp patlatmak(hatta belki üstünde dans edebilirim hoplaya zıplaya:D)(bu dans işi sanki bir filmde vardı ya? hangi filmdi o?)
*Uçak kullanmak.
*Sıcak hava balonuyla uçmak.
*Hayatıma girmiş ve beni üzmüş/mutlu etmiş herkese mektup yazardım. Beni sevindirmiş olanlara gerçekten beni seven kişilere çoookk teşekkür edip hepsine birer öpücük atardım. Ama beni üzenlere benim için kötü düşünenlere arkamdan iş çevrenlere de teşekkür ederdim çünkü hayatıma giren herkesin bana bir şeyler kattığını düşünecek kadar da sevimliyimdir^^
İşte böyle yaaa daha başka aklıma gelmedi...
2)Fobileriniz,
takıntılarınız var mı? Varsa neler?
Öyle fobi derecesinde korkularım yok çok şükür ama "böceklerrrr"... Korku desem değil. Tiksinti belki de. Ama blmiyorum işte buna böcekler demek en doğrusu. Çünkü bir böcek görünce hemen uzaklaşırım oradan.Takıntı olarak biraz var sanırım. Mesela defterlerimi en az 3 farklı renk olmadan yazmam ve belli bir düzene bağlı kalarak yazmak için uğraşırım.
Kitaplarım... oOları hayatımın büyük bir parçası olarak görürüm ve paylaşmaya kıyamam. Ama yine de güvendiğim kişilerden de sakınmam. Mesela kuzenlerim çok özen gösterirler saolsunlar. Ben de onların kitaplarını aynı şekilde gözetirim kırışmasın diye kırk takla atarım resmen. Arkadaşlarım da bu huyumu bilirler ona göre isterler kitaplarımı:). Mesela okul kapanmadan önce arkadaşım benden 2 kitap istedi "Annem okuyacak merak etme o da çok dikkatlidir bu konuda"gibisinden birşeyler söyledi. Aslında onu söylemese de verirdim çünkü ona da güvenim tam bu konuda. Son olarak okuduğum kitap (özelliklede çok beğendiklerim) mutlaka bende olmalı yani benim kitabım olmalı. oOmayan kitaplığımdan el sallamalı bana hergün. Kiatp alırken de "acaba diğer kitapların arasında nasıl durur diye düşünürüm ilk önce (baya cinsmişim ben yahu:P)
3)Bir sabah
kalktınız ve dünya da hiç bir insan olmadığını öğrendiniz napardınız ?
4)Dünyayı dolaşmak isteseniz hangi ülkeden başlardınız ? Neden ?
![]() |
| tabi böyle bir sevimli de benle gelmeli |
İlk önce bu işe başlamadan önce cennet ülkemin her karışını gezmiş olmalıyım.Bir nedeni yok sanuçta burası benim ülkem ve burayı görmeden gezmeden başka ülkeleri gezmek hoş olmaz bence tabi bu eğitim vb. gibi zorunlu konular için geçerli değil.
Kendi ülkemizi gezdik.şimdi sıra dünyayı gezmeye geldii:D(oooooleeeeey!) ilk önce Azerbaycan'dan başlardım çünkü doğudan batıtya gitmek istiyorum(nedense?:P) Daha sonra Özbekisten,Kırgızistan...G.Kore (eee gelmişken bi de K. Kore), Japonya... Kuzey ve Güney Amerika'nın tamamı... Londra..Paris...İspanya, Portekiz... Fas, Cezayir, Tunus ...Norveç, İsveç... İsviçre...... böyle uzaaaar gideeer bu:)
(resim:http://www.allposters.com'dan alındı)
5)İtiraf edin prens/prensese dönüşür diye kaç kurbağa öptünüz?
O_o Sen kaç tane öptün gulüm?!(bu soru, soru yazarına sorulmuştur.)(kendi yazdığımı ben bile anlamadım yav!)
6)En son yaşadığınız küçük düşürücü ,
unutamadığınız olay ?
2 sene önce okulda arkadaşımla kolkola girmişiz merdienden iniyoruz. Benim ayak kay sen arkadaşla yere kapaklandık beraber. Bi de tenefüstü! Gerisini sen düşün okuyucu. Ya da dur ben söyliim. Yanımızda bizim sınıftan birkaç kişi vardı hepsi gülüyordu yarıla yarıla. Ama bir tanesi aşmış kendini artık tepine tapine gülüyodu ama cidden tepiniyodu yani. Evet çok küçük düşmüştüm. Evet kapatalım bu konuyu lütfen:D(bir daha açmamak üzere hemde böhüüüğ böhüüüğ :P )
7)Asla yanınızdan ayırmadığınız 3 şey ?
Gözlüğüm: Sürekli takmıyorum ama numarası sürekli takmamı gerektirecek kadar büyük. Bu durumda da yanımda olmasında fayda var.
Telefonum: annem arar, açamazam bir dünya laf eder neyse şimdi ben alayımda yanıma sonra bana kızmasın;)
| kapağı çok güzel değil mi. ben de istiyorum böyle bir kitap |
8)Hayatınızın
bir kitap/ film olmasını isteseydiniz hangi kitap/film olmasını isterdiniz ?
İşte bu soru çalışmadığım yerden geldi. Şöyle maceralı birşeyler olsa hayır demem:)Ayyy şakkadanak sorunca aklıma bişey gelmedi:) Ama kitaplardan Dünya'nın Merkezine Yolculuk olabilir.Filmlerden ise Hızlı ve Öfkeli serisi veya Karayip Korsanları serisi hoş olurdu.
9) İsviçreli
bilim adamları görünmezlik hapını buldu ve siz bu hapı kullanan ilk kişisiniz.
Hapı kullandıktan sonra yapıcağınız ilk şey nedir ?
| Bu film de bir şekilde yarım kalmıştı. Bunu bir tamamlayayım yaa |
Kesin kullanmak zorundamıyım? Tamam o zaman...Sinir olduğum herkesi korkuturdum:D Yok yok yaaa yine de yazık. Ama başka ne yapılır ki?düşündüm de aslında baya bişey yapılır.Mesela: Yolda yürüyenlerin önüne çıkardım. Uyuyanların yüzünü boyardım(neden uyuyanların yüzünü boyuyorum ki zaten beni göremezler.:D ahhh ilahi ben:P). Zillere basardım ama kaçmazdım:P...
10)En
yakın arkadaşınızın bir uzaylı olduğunu ve sizi ilk denek olarak kendi
gezegenine götüreceğini öğrendiniz ne yapardınız ?
Eğer bana zarar vermeyeceklerse neden olmasın? Hatta bir zahmet onların akıl düzeyinden de faydalanmak isterim yani banim beynime o formattan atsalar güzel olurdu. Dünyaya döndüğümde bir farkım olmalı ama değil mi? kehkehkehkeh
Eğer bana zarar vermeyeceklerse neden olmasın? Hatta bir zahmet onların akıl düzeyinden de faydalanmak isterim yani banim beynime o formattan atsalar güzel olurdu. Dünyaya döndüğümde bir farkım olmalı ama değil mi? kehkehkehkeh
Eveeeeet bir mim'in daha sonuna geldik. Ama ben bu mimi yayınlayana kadar herkes yaptı kiii? Neyse artık kim yapmadıysa kimin göğnü çektiyse yapabilir ona attım gitti bu mimi de:)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



