Sayfalar

25 Nisan 2021 Pazar

25 Nisan.

Merhaba sevgili blog. Yine biz bize kaldık. Zaten ben de yokken bir sen kalmıştın. Hala izleyen var mı bu kız nerelerde acaba diyen var mı bilmiyorum ki varsa çok sevinirim. Ama buraların sakinliğine alıştık artık değil mi? Gerçi sakinliğe alışkındık zaten. Günümüz sorunlarından biri de hızlı yaşamak olunca sakinlik huzur verici bir hal değil mi?

Hızlı yaşamak, hızlı tüketmek, çok konuşmak aynı zamanda boş konuşmak, her şeye yorum yapmak, her şeyi bildiğini sanmak... Günümüz ya da daha da acısı çağımız sorunları bunlar ve daha fazlası. Her şey elimizin altındayken, dünya artık parmağınızın ucundan bile yakın hale gelmişken bu kadar hızlı yaşamak o kadar normal ki. Acımızı, sevincimizi, gururumuzu bile hızlı yaşıyoruz. Her şey anlamını, değerini yitiriyor. Çünkü bir an sonrasındayız hep. Tadını çıkartacak an yok artık, tadı çıkarılması gereken gelecek zamanları yaşıyoruz "an"dan ziyade çünkü. Bu da çok normal geliyor herkese.

Üzülecek ne çok şey var, dert edecek ne kadar çok şey... Kafamızı çevirmeye gerek yok farklı dertler görmek için, bakış açımızda milyonlarca farklı dert var çünkü. Çünkü her şeye ulaşmak artık çok kolay. Çünkü dünya parmağımızın ucundan bile yakın. Evet dertleri üzüntüleri görmek sıkıntıları fark edebilmek çok güzel. Ama sorun şu, yetişemiyoruz. Artık hiç bir soruna yetişemiyoruz. Üzülecek zaman bile bulamıyoruz. Çünkü tadı çıkarılması gereken gelecek zamanlara koşmakla meşgulüz. Açan çiçekleri, doğan güneşi fark edemiyoruz. Kıyamet alameti mi bu hıızzzlaaa akıp giden zaman? Hayır. Cehalet alameti, bencillik alameti.

Çok kızgınım. Her güzel şey biri ona koskocaman bir el feneri tuttu diye açığa çıkıyor artık ve hızla tüketiliyor. Bir günde modası geçen her şey. Ya da bir sıkıntı, bir hüzün. Biri bir ışık tuttu diye bir saniye üzülüyoruz. Belki bir damla göz yaşı. Sonra başka birinin tuttuğu farklı bir ışığa yöneliyoruz. Hızla tüketmiyoruz aslında. Hızla tükeniyoruz.


Bugün aslında bunları söylemek için gelmedim. Kırgınlıklarımı, hüznümü paylaşmak değildi amacım. Bugün ben bir yaşıma daha girdim sevgili blog. Evet sessizce... Konfetiler, abartılı partiler yok. Hatta geçen yıldan bir farkı da yok. Olmalı mı? Sahi hala gerçekten bir yıl daha yaşamış sayılıyor muyuz?

Artık 25 yaşında yaşlı bir deli olan Pofuduk bildirdi...


30 Mayıs 2020 Cumartesi

Gelebildim (mi) sonunda?


Merhabalar sevgili blog.
Ne desem nereden başlasam bilemedim. Kısaca; yazmayı özledim.

Buralar baya baya boş kaldı en son yazımı ne zaman yazdım hatırlamıyorum bile. (ki bakmaya da baya üşendim 😅)
Bu süreçte neler yaşandı, ne yaptım, nerelerdeydim sorularının en kısa cevabı da buralardaydım olurdu . Kitaplar okudum, diziler ve filmler izledim, birçok dersi verdim (çok azından kalmış olabilirim 😅), gezdim, eğlendim, ağladım... Normal bir insan gibi yaşadım sözün özü. sadece paylaşmayı tercih etmediğim zamanlar veya vakit bulamadığım zamanlar  oldu. Bu nedenle de yaz(a)madım. Buralardaydım diyorum herşeye rağmen çünkü sık sık takip ettiğim bloglara bakmak için açtım bu kapıyı. Üzücü bir çoğunluğun artık burada olmadığını gördüm. Aynı şekilde bir çok sevdiğim blogun da hala burada olduğunu fark ettim. (uzaktan da olsa hala takiptesiniz canlarım 😉)
Geldim çünküsü yok. Özledim yazmayı ve hala buradayım demeye geldim. Bir şeyler anlatmak gibi bir planım yok şimdilik. Daha sonra geleceğim hep buralarda olacağım bisürü bissürü yazı yayınlayacağım diyemiyorum. Söz verdiğim hiç bir seferinde geri dönemedim çünkü. Şimdi de döner miyim bilmiyorum.
O nedenle sadece koskocaman bir merhaba diyorum. Ama yorumlara bakmaya, Instagram hesabıma bakmaya devam ediyorum(twitter hesabım da açık hala ama nedense onu unuttum ben. Bir ara ona da bakayım 😂). Lütfen bir iki şey yazın da hasret giderelim. Gözüm hep buralarda çünkü.

Evet boş bir bilög yazısının daha sonuna geldik 😂

Sizleri seviyor koskocaman öpüyorum  💜
Hoşçakalın...

5 Aralık 2017 Salı

FikriMhim, Paradonax Ürün Deneyimi

İlk defa FikriMühim'den bir ürün deneyimi projesine katıldım. İtiraf ediyorum yeni kayıt oldum ve pek de düzenli anketleri takip etmiyordum. Ancak paradontax markasının deneyimini görünce hemen yapıştım diyebilirim :)
İlk Önce, FikriMühim ne ondan bahsedelim sonra da yorumuma dönelim. FikriMühim insanlara ürün deneyimi sunan bir  site. Yeni çıkan ürünleri denemeniz için gönderirken ayrıca markalar hakkında düzenli olarak yaptığı anketlerle de kullanıcının ürünler veya markala hakkındaki görüşlerini toparlıyor.

İlk deneyimimdi ve kiti talep edebildim mi edemedim mi diye düşünürken kargo geliverdi. İçinden yakın çevreme vermek üzere gönderilmiş deneme ürünlerini dağıttım ve kullanmamız için geleni de hemen banyoya bıraktım. Tam da diş macunumuz bitmişken çok iyi oldu. FikriMühim çok çok çok teşekkürler :D
Paradontax'la tanışmam yoğun diş eti sorunları yaşadığım bir dönemde oldu. Zaten benim caaanım dişlerim ne yazık ki inci misali düzgün bir sıra halinde değil. Çok çok göze batmasa da baya bir yamuklu yumuklu. Ee yirmilikler de "Çeeeğğkiiliiiğğnnn uleeğğnn!" diye hepsini bir güzel sıkıştırdığı için baya zorlanıyorum dönem dönem. İşte o zaman da öyle bir dönemdi. Diş etlerim kıpkırmızıydı ve kanıyordu. Reklamda da görünce hemen koşup edindim bir paket. İlaç gibi geldi desem yeridir. Kısa sürede diş etlerimin rengi düzeldi ve kanama kesildi. O günden beri hiç şaşmaz hep Paradontax alırız.

Beni hala rahatsız eden yegane şey tadı. Hala alışamadım. Ama abime göre tadı hiç rahatsız edici değil hatta çok da güzelmiş.:P Tuzlu bir tadı var. Evet ben hiç sevmiyorum ama temizlediğini de bir o kadar hissettiriyor. Yani diğer markalar ferahlık verdiğini iddia edip keskin bir nane adı verirken, böyle dişime sanki naylon bir tabaka sürüyor plastik gibi bir tat bırakıyor ama Paradontax asıl bu tadı sayesinde ferah ve temiz hissettiriyor. Bu tad onun işe yaradığını gösteriyor bence.

Çevreme dağıttığım numuneler ferahlık özelliği olanlardı.bu özelliktekinin de tadı aynı şekilde keskinmiş. Ancak ben denemediğim için şimdilik birinci ağızdan yorumlayamıyorum.

Toparlayacak olursam; bence vadettiğini (sağlıklı diş ve diş eti) fazlasıyla yerine getiriyor. Gözüm kapalı tercih ettiğim bir marka. Tadı evet keskin ama fırçaladıktan bir süre sonra salıklı ferahlığı fark ediyorsunuz.
Son olarak ürünün üzerindeki uyarılardan bahsedip bitireyim zira bilgisayarın klavyesi bozulmuş birçok harfi basmıyor delirmek üzereyim :(
-Günde max 2kez kullanın yutmayın.
-Diş hekimine danışmadan 12 yaş altı çocuklarda kullanmayınız.
-Rahatsızlık verici bir durumda kullanmayı bırakınız.


FikriPofuduk bildirdi :)



26 Ağustos 2017 Cumartesi

Yine yine yine yine yine yine yine yine yine...

Düşünüyorum da neden anlamıyorum. Gerçekten insanları anlamıyorum. Neden yani?
Neden huzursuzluk çıkarıp terbiyesizlik yapıp karşındakinden tepki görünce çirkinleşiyorsun?
Dünyada bir seçebildiğimiz çevremiz var bir de ne yazık ki seçemediğimiz. Seçebildiklerimiz arkadaşlarımız, seçemediklerimiz ise akrabalarımız ve iş ortamında görüşmek zorunda olduğumuz kişiler. Seçemediğimiz tarafta (en azından benim çevremde) ben hiç efsane ilişkiler göremiyorum. Keşke diyorum benim akrabalarım "can" dediğim insanlar olsa. Uzunca bir süre de bunun için çabaladım. Gerçekten tüm içtenliğimle koşturdum hepsi için. Sonra fark ettim ki boş. Bomboş.
Dönüp baktığımda herşey çok iyiymiş gibi görünürken öyle değilmiş aslında.
Şunu anladım ki bu dünyada yanımızda olabilecek sadece çekirdek ailemiz var. Zaten ben hiç kocaman bir ailenin içinde de olmadım ki. Hep düşünürdüm neden diye bugün anladım. Hayatta başımıza gelebilecek tek efsane varsa o da ailemiz. Tek ve yalnızca bir ömür boyunca ki bir ömür süresinin de ne kadar kısa olduğunu söylemeye gerek yok sanırım.
Neyse sonuç olarak ben yine dertlendim soluğu burada aldım. Kimseler de yokken azıcık içimi dökeyim dedim.
Gidiyorum -^_^-

27 Şubat 2017 Pazartesi

Ben Bunu Hak Etmedim!

İlk defa geç kaldım diye derse alınmadığımda 6.sınıftaydım. Nasıl kızmıştım. Öğlen arası evden çıkarken istediği birşeyi unutmuştum. Makastı galiba. Geri döndüğüm için gec kalmıştım. O yokuşu koşa koşa çıktığım için üzülmüştüm en çok. Sonra öğretmen biraz bağırıp çağırınca geç kağıdı al gel dedi. Ben sinirden gözleri dolu dolu müdür yardımcısına gidip geç kağıdı aldım.
Bundan 8 yıl önceydi.
O zamandan sonra hiç derse alınmayacak şekilde geç kalmadım. Hiç geç kalmadım demiyorum yalnız. Geç kalırım yani yalan yok :D Ama yani çok geç kalmışsam eğer saygı duyarım içeride ders anlatan öğretmene ve girmem derse. Beklerim 1 saat. Ama en fazla 2 veya 3 dk geç kalırsam girerim elbet. Dk farkıyla neden dersi kaçırayım?
Bugün de 10.40 dersim için koştur koştur geldim okula. 10.39da sınıfa girdim. Hoca geldi 10.48de. Bir de ilk ders söylendi de söylendi geç kalmayın yok yazılırsınız diye. Neyse 1 ders aradan sonra yine geç kalma konusunda takıntılı bir hocanın dersi var. Hemen gittim kuruldum erkenden sınıfa. Arada da gittim bi kahve alayım dedim. Demez olsaydım. 14.40da ikinci saat başlıyor. Ben girmişim sınıfa 14.41. ALMADI! Neye yanayım? Yoklamaya mı? Herkesin içinde rezil etmesine mi? Eşyalarımı alamayıp hemen eve gidemeyişime mi? Yoksaa benden sadece 1 adım öncekinin derse girebilmesine mi?
Kantinde oturuyorum. Elimde telefonum ve kahvemle.
İyi haftalar diye resim atmıştım değil mi bugün instagrama. Vazgeçtim. Koştur koştur geldigim derse yok yazıldığım için hiç de iyi bir başlangıç olmadı.
BEN BUNU HAK ETMEDİM!